Çocuklar Neden Resim Yapmalı? Çocuklarda Resim ve Sanat Eğitiminin Önemi

Çocukların resim yapmasını izlemek bana her zaman çok şey düşündürüyor. Önlerinde boş bir kağıt oluyor. Birkaç kalem, biraz boya ve büyük bir özgürlük alanı. Sonra o boşluk yavaş yavaş onların dünyasına dönüşüyor. Bir çocuk ev çiziyor, biri bir hayvan, diğeri gerçekte hiç var olmayan bir yaratık. Gökyüzü bazen pembe oluyor, ağaç maviye dönüyor, güneş olması gerekenden çok daha büyük çiziliyor.

Ben bunları ilk anda düzeltmek istemiyorum. Çünkü çocuk resim yaparken yalnızca gördüğü dünyayı aktarmıyor. Kendi dünyasını da kuruyor. Bence çocuklarda resim eğitiminin en güzel taraflarından biri tam olarak burada başlıyor.

Resim yapmak, çocuğa gördüklerini değil, kendi gördüğü biçimi anlatabileceği bir alan verir.

Her çocuk ressam olmak zorunda değil. Zaten çocukların resim yapmasının amacı da gelecekte hepsini sanatçı yapmak olmamalı. Benim için asıl önemli olan çocuğun bakmayı, görmeyi, düşünmeyi, üretmeyi ve kendi kararlarını vermeyi öğrenmesi. Sanatla kurduğu ilişkinin bir zorunluluk değil, hayatı boyunca dönebileceği keyifli bir alan haline gelmesi.

Çocuklar İçin Resim Yapmak Neden Önemlidir?

Bir çocuğun yaptığı resme yalnızca ortaya çıkan görüntü üzerinden bakarsak, aslında sürecin büyük bir bölümünü kaçırırız. Çünkü çocuk resim yaparken sürekli küçük kararlar verir. Nereden başlayacağını düşünür, hangi rengi kullanacağını seçer, çizdiği şeklin büyük mü küçük mü olacağına karar verir. Bir bölüm istediği gibi olmadığında başka bir yol arar, bazen siler, bazen üzerine yeni bir çizgi ekler.

Bütün bunlar dışarıdan çok basit görünebilir. Oysa resim yaparken gözlem, dikkat, sabır, karar verme ve yaratıcı düşünme aynı çalışma içinde birlikte kullanılabilir. Ben çocuklarla çalışırken yalnızca resmin sonunda ortaya ne çıktığına bakmam. Çocuğun süreçte nasıl düşündüğünü de anlamaya çalışırım. Nerede zorlandı? Nerede kendi çözümünü buldu? Hangi bölümde daha çok heyecanlandı?

Bir çocuğun “Bunu yapamadım” dediği noktadan “Başka türlü deneyebilirim” noktasına gelmesi, benim için güzel bir resim ortaya çıkarması kadar değerlidir.

Resim Çocuğa Bakmayı Değil Görmeyi Öğretir

Gün içerisinde yüzlerce şeye bakıyoruz ama bunların çok azını gerçekten görüyoruz. Çocuklar için de durum farklı değil. Bir ağaç ilk bakışta yalnızca ağaçtır. Bir gövdesi ve üzerinde yeşil yaprakları vardır. Fakat çocuk o ağacı çizmeye başladığında ayrıntılar görünür hale gelir.

Gövdenin dümdüz olmadığını fark eder. Dalların hepsinin aynı yönde uzanmadığını görür. Yaprakların aslında tek bir yeşilden oluşmadığını keşfeder. Güneş bir taraftan vurduğunda bazı bölümlerin daha açık, bazılarının ise daha koyu olduğunu görmeye başlar.

Ayrıntıları Fark Etmek

Aynı şey bir elmayı çizerken de olur. Elmanın aslında kusursuz bir daire olmadığını fark eder. Bir insan yüzüne baktığında gözlerin, burnun ve ağzın birbirleriyle olan ilişkisini düşünmeye başlar. Bir binayı çizerken uzaktaki çizgilerin neden farklı göründüğünü merak eder.

Bence sanat eğitiminin çocuklara kazandırabileceği en güzel alışkanlıklardan biri gözlem yapmaktır.

Çocuk bir süre sonra yalnızca nesnenin ne olduğunu değil, nasıl göründüğünü de düşünür. Bu küçük bir fark gibi gelebilir ama resim sanatının temelinde tam olarak bu vardır. Bakmak başka şeydir, görmek başka şey.

Gözlem Zamanla Değişir

Çocuk bir şeyi dikkatlice incelemeye alıştığında yaptığı resimler de yavaş yavaş değişmeye başlar. Çizgileri farklılaşır, renk tercihleri çeşitlenir, kompozisyon hakkında daha fazla düşünür. Fakat benim için daha önemli olan şey, kendi bakışını oluşturmaya başlamasıdır.

Herkes aynı ağaca bakabilir. Ama herkes aynı ayrıntıyı görmek zorunda değildir. Bir çocuk gövdenin dokusuna odaklanırken başka biri yaprakların arasından geçen ışığı fark edebilir. Bir diğerinin dikkatini ağacın altındaki küçük bir gölge çekebilir.

Sanatın bana göre en güzel taraflarından biri de budur. Aynı dünyada yaşarız ama dünyayı birbirimizin tamamen aynısı olarak görmeyiz.

Resim ve Hayal Gücü Arasındaki Bağ

Çocuklukta hayal gücü çok güçlüdür. Fakat biz yetişkinler bazen farkında olmadan bu alanı daraltabiliyoruz. “Gökyüzü böyle olmaz”, “ağaç bu renk değildir”, “insanın kolu bu kadar uzun olmaz” gibi cümleleri çok kolay kurabiliyoruz.

Elbette bir noktada teknik bilgi öğretmek gerekir. Çocuk oranı öğrenebilir, perspektifi anlayabilir, ışık ve gölgeyi tanıyabilir. Ama teknik öğrenmek ile hayal gücünü sınırlandırmak aynı şey değildir.

Ben bu ikisini özellikle birbirinden ayırmaya çalışıyorum.

Çocuk bir insan figürünün oranlarını öğrenebilir ama isterse o figürü resminde normalden çok daha büyük kullanabilir. Renk teorisini öğrenebilir ama gökyüzünü yine de mor yapmak isteyebilir. Perspektifi bilir ama bilinçli olarak gerçek dışı bir mekan kurabilir.

Teknik, çocuğun hayal gücünü yönetmek için değil, onu daha iyi ifade edebilmesi için kullanılmalıdır.

Gerçekte Olmayan Bir Şeyi Çizebilmek

Bir çocuğun gerçekte var olmayan bir şeyi resmetmesi bana özellikle değerli gelir. Çünkü o anda önünde kopyalayabileceği hazır bir cevap yoktur. Kendi çözümünü üretmesi gerekir.

Kanatlı bir balık çizmek istiyorsa kanatların nasıl görüneceğine kendisi karar verir. Gökyüzünde bir şehir hayal ediyorsa binaların orada nasıl duracağını düşünür. Bir ağacın içinde ev yapmak istiyorsa bütün kompozisyonu zihninde yeniden kurar.

Bu yalnızca resim yapmak değildir. Çocuk zihninde yeni ihtimaller oluşturur.

Hazır bir resmi boyamak da keyifli olabilir. Fakat boş bir kağıttan kendi görüntüsünü oluşturmak çocuktan çok daha fazla karar vermesini ister. Bu nedenle çocukların zaman zaman önlerinde hiçbir örnek olmadan üretmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Çocukların Resimleri Neden Birbirine Benzememeli?

Bir grup çocuğun yaptığı resimlere baktığımda bütün çalışmalar birbirinin neredeyse aynısıysa biraz düşünürüm. Çünkü çocukların kendileri birbirine benzemiyor. Sevdikleri renkler, dikkat ettikleri ayrıntılar, hayal ettikleri şeyler ve çalışma biçimleri farklı.

O halde ortaya çıkan resimlerin de farklı olması çok doğal.

Aynı konuyu çalışabiliriz. Aynı tekniği anlatabiliriz. Aynı malzemeleri kullanabiliriz. Ancak sonucun birebir aynı olması gerektiğini düşünmüyorum. Bir çocuk çalışmanın merkezine büyük bir figür koyabilir. Başka biri arka planı önemseyebilir. Bir diğeri gerçekçi renkler kullanırken başka bir çocuk tamamen farklı renkler seçebilir.

Bence bunların hepsi değerlidir.

Çocuklarda sanat eğitimi, çocukların birbirine benzemesini değil, kendi bakış açılarını geliştirmelerini desteklemelidir.

Öğretmenin görevi çocuğun resmini kendi istediği noktaya taşımak değildir. Teknik bilgi vermek gerekir. Gerektiğinde yönlendirmek gerekir. Ama çocuğun yerine karar vermeye başladığımızda ortaya çıkan çalışma yavaş yavaş ona ait olmaktan çıkar.

Ben çocukların sonunda yaptığı resme bakıp “Bu benim resmim” diyebilmesini isterim.

Bir Çizgi Yanlış Yere Gittiğinde Ne Olur?

Çocuk resim yaparken bir süre sonra mutlaka bir şey istediği gibi olmaz. Bir çizgi yanlış yere gider. Bir göz diğerinden büyük olur. Renk beklediğinden koyu çıkar. Kompozisyon düşündüğü gibi görünmez.

Çocuk bazen hemen dönüp “Yanlış yaptım” der.

Bu an bana göre çok önemlidir.

Çünkü hemen silgiyi alıp çocuğun yerine düzeltmek mümkündür. Ama ben önce biraz beklemeyi tercih ederim. Bazen “Peki bununla şimdi ne yapabiliriz?” diye sorarım.

Çocuk başka bir çizgi ekleyebilir. O bölümü başka bir şekle dönüştürebilir. Üzerini boyayabilir. Yeniden başlayabilir. Hatta bazen hata olduğunu düşündüğü şey resmin en ilginç bölümüne dönüşebilir.

Sanatın çocuklara sunduğu güzel deneyimlerden biri de budur. Her hata bir başarısızlık olmak zorunda değildir.

Bazen yanlış olduğunu düşündüğümüz bir çizgi, yeni bir fikrin başlangıcı olabilir.

Bu düşünce yalnızca resim için geçerli olmayabilir. Çocuk bir şeyin ilk denemede istediği gibi olmamasının devam edemeyeceği anlamına gelmediğini yaşayarak görür.

Resim Yapmak Sabır İster

Bugünün çocukları çok hızlı akan bir dünyada büyüyor. Videolar, oyunlar ve ekranlar sürekli yeni görüntüler sunuyor. Bir şey ilgilerini çekmediğinde diğerine geçmek çok kolay.

Resim yapmak ise genellikle daha yavaş ilerler.

Bir çizimin oluşması zaman ister. Renklerin hazırlanması zaman alabilir. Bir bölümün yeniden yapılması gerekebilir. Boyanın kurumasını beklemek gerekebilir. Çocuk yaptığı resmi zaman zaman uzaktan görmek için durmak zorunda kalabilir.

Bunların hepsi üretim sürecinin parçalarıdır.

Başlangıçta boş olan kağıt bir anda dolmaz. Çocuk yaptığı işin yavaş yavaş geliştiğini görür. Kendi emeğiyle ortaya çıkan değişimi izler.

Ben bu nedenle resim yapmanın sabır ve odaklanma açısından da değerli bir deneyim oluşturabileceğini düşünüyorum. Ancak burada çocuğu uzun süre masada tutmaya çalışmak gibi bir amaçtan söz etmiyorum.

Önemli olan, çocuğun kendi isteğiyle yaptığı çalışmanın içinde biraz daha uzun kalmak istemesidir.

İlgisini çekmeyen bir çalışma için on dakika bile uzun gelebilir. Ama kendi fikrini oluşturduğu bir resimde zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyebilir.

Çocuk yaptığı işe gerçekten bağlandığında odaklanmak bir görev olmaktan çıkar, üretimin doğal bir parçasına dönüşür.

Resim Çocuğun Kendini İfade Etmesine Alan Açar

Çocukların düşündüklerini ve hissettiklerini her zaman kelimelerle anlatması kolay değildir. Aslında yetişkinler için de durum çok farklı değil. Bazen ne hissettiğimizi biliriz ama bunu doğru kelimelerle ifade edemeyiz. Sanat burada başka bir alan açar.

Çocuk konuşmak yerine çizebilir. Bir rengi seçebilir. Bir figürü büyütebilir. Bir şeyi resmin merkezine yerleştirebilir. Ya da tamamen hayali bir dünya kurabilir.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerektiğini düşünüyorum. Çocuğun yaptığı her resmi psikolojik bir mesaj gibi okumak doğru değil. Siyah boya kullandığı için üzgün, büyük figür çizdiği için başka bir duygunun içinde olduğunu varsaymak gereksiz olabilir. Belki o rengi sevmiştir. Belki o figürü o anda önemli bulmuştur. Belki de yalnızca denemek istemiştir.

Benim için asıl değerli olan, çocuğun resim yaparken kendisini rahat hissedebilmesidir.

Çocuk yaptığı resmi açıklamak zorunda değil. O resim bazen yalnızca ona ait bir alan olabilir.

Resim Yeteneği Olmayan Çocuk Resim Yapmalı mı?

Ailelerden sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Benim çocuğumun resim yeteneği yok.”

Bu cümleyi duyduğumda biraz duruyorum. Çünkü küçük yaştaki bir çocuğun resimle ilişkisini daha baştan “yetenekli” ya da “yeteneksiz” diye sınıflandırmak bana doğru gelmiyor.

Çizgi kullanımı gelişebilir. Renk bilgisi gelişebilir. Gözlem güçlenebilir. El kontrolü gelişebilir. Teknik öğrenilebilir. Bunların hepsi zamanla değişebilir.

Ama daha önemlisi şu: Çocuk resim yapmaktan keyif alabilir.

Her futbol oynayan çocuk profesyonel futbolcu olmayacak. Her piyano çalan çocuk konser piyanisti olmayacak. Resim yapan her çocuk da ressam olmak zorunda değil.

Sanatın çocuk için değeri yalnızca gelecekte bir meslek seçimine dönüşmesiyle ölçülmemeli.

Bir çocuk resim yaparken sakinleşiyor, merak ediyor, yeni bir şey deniyor ve bundan keyif alıyorsa zaten sanatla değerli bir ilişki kuruyordur.

Resim yapmak için önce yetenekli olmak gerekmez. Bazen yetenek dediğimiz şey, ilgi ve doğru yönlendirmeyle zaman içinde görünür hale gelir.

Çocuğu Resim Yapmaya Zorlamak Doğru mu?

Ailelerin çocuklarının sanatla ilgilenmesini istemesini çok iyi anlıyorum. Bu güzel bir istek. Ama çocuk resim yapmak istemiyorsa onu sürekli zorlamak sanatla kuracağı ilişkiyi olumsuz etkileyebilir.

Bazı çocuklar çok küçük yaşta uzun süre resim yapar. Bazıları kısa sürelerle ilgilenir. Bir çocuk aylarca resim yapmak istemeyebilir ve sonra yeniden başlayabilir. Bunların hepsi normaldir.

Ben çocuklarla çalışırken mümkün olduğunca sanatı bir görev haline getirmemeye dikkat ediyorum. Teknik yönlendirme yaparım. Gerektiğinde zorlandığı yerde destek olurum. Ama “bitirmek zorundasın”, “daha güzel yapmalısın”, “şurayı düzelt” gibi baskının sürekli hale gelmesini doğru bulmam.

Çünkü çocuk sanatı sürekli onay almak zorunda olduğu bir alan gibi görmeye başlarsa, kendi kararlarına güvenmekte zorlanabilir.

Sanatın bana göre en güçlü taraflarından biri, çocuğa kendi kararını verebileceği bir alan sunmasıdır.

Evde Resim Yapan Çocuklara Nasıl Yaklaşılmalı?

Ailelerin çocukların sanatla kurduğu ilişki üzerinde büyük etkisi var. Ama bu, evde sürekli öğretmenlik yapmak gerektiği anlamına gelmiyor.

Bazen yapılabilecek en iyi şey çok basit: kağıdı, kalemi ve boyayı çocuğun önüne bırakmak.

Sonra ne yapacağını görmek.

Çocuk yaptığı resmi gösterdiğinde yalnızca “çok güzel olmuş” demek yerine onun çalışmasıyla gerçekten ilgilendiğinizi gösteren sorular sorabilirsiniz. “Burada ne yaptın?”, “En çok hangi kısmı sevdin?”, “Bu rengi neden seçtin?” gibi sorular çocuğun kendi resmine başka bir gözle bakmasına yardımcı olabilir.

Ama burada da sınırı iyi korumak gerekir. Çocuk her resmini anlatmak istemeyebilir. Her çizginin bir açıklaması olmak zorunda değildir.

Bir başka konu da karşılaştırma.

“Kardeşin daha güzel çizmiş.”

“Arkadaşın bunu senden daha iyi yapıyor.”

“Neden onun gibi yapmadın?”

Bu cümlelerin sanatla kurulan ilişkiye çok az faydası olduğunu düşünüyorum.

Sanatta çocuğun asıl karşılaştırması kendi geçmişiyle olmalı. Bir yıl önce yaptığı çalışmayla bugünkü çalışma arasındaki farkı görmek çok daha anlamlıdır.

Çocukların resimleri bir yarışın sonucu değil, kendi gelişimlerinin izleri olmalıdır.

Çocuklar Kaç Yaşında Resim Eğitimi Almaya Başlayabilir?

Bu konuda kesin bir yaş vermeyi doğru bulmuyorum. Çünkü her çocuğun gelişimi farklı.

Benim için yalnızca takvim yaşı değil, çocuğun motor becerileri, kalem kontrolü, dikkat süresi ve resim yapmaya karşı isteği de önemli.

Genel olarak yaklaşık 7 yaşından itibaren çocukların daha kapsamlı resim çalışmalarına daha rahat uyum sağlayabildiğini görüyorum. Bu yaşlarda çocuk kalemi daha kontrollü kullanmaya, belirli bir süre çalışmaya odaklanmaya ve gördüğü şeyle çizdiği şey arasında daha bilinçli bir ilişki kurmaya başlayabiliyor.

Ama bu kesin bir sınır değil. Daha küçük yaşta olup motor becerileri yeterince gelişmiş ve gerçekten resim yapmak isteyen çocuklar da olabilir. Bu nedenle küçük yaşlarda çocuğu tanımak ve hazır olup olmadığını görmek bana daha doğru geliyor.

Resim eğitimi çocuğun hazır olmadığı bir dönemde zorla başlatılırsa keyifli bir alan olmaktan çıkabilir.

Çocuğun yaşı kadar resim yapma isteği ve gelişim düzeyi de önemlidir.

Çocuklarda Resim Eğitimi Nasıl Olmalı?

Benim için iyi bir çocuk resim eğitimi, teknik bilgi ile özgür üretimin dengede olduğu bir eğitimdir.

Çocuğa hiçbir şey öğretmeden yalnızca “istediğini yap” demek bir noktadan sonra yetersiz kalabilir. Çünkü çocuk zamanla yeni araçlara ihtiyaç duyar. Çizgiyi öğrenmesi gerekir. Rengi tanıması gerekir. Işık ve gölgeyi anlaması gerekir. Perspektifi görmesi gerekir. Farklı malzemeleri denemesi gerekir.

Ama bütün bunların sonunda yine kendi kararını verebilmelidir.

Ben eğitimde tam olarak bu dengeyi kurmaya çalışıyorum. Tekniği anlatıyorum ama sonucu belirlemiyorum. Çocuğun kendi resmini oluşturmasına alan bırakıyorum.

Çünkü teknik bilgi çocuğun hayal gücünün yerine geçmemeli. Tam tersine onu daha iyi ifade edebilmesi için bir araç olmalı.

Bir Resim Atölyesinde Çocuk Ne Öğrenmeli?

Bence iyi bir resim eğitimi yalnızca kara kalemden ibaret olmamalı. Çocuk farklı tekniklerle tanışmalı, renk teorisini öğrenmeli, kompozisyonu anlamalı, ışık ve gölgeyi gözlemlemeli, perspektif üzerine çalışmalı. Pastel, suluboya ve akrilik gibi farklı malzemeleri denemeli.

Sanat tarihindeki farklı yaklaşımları görmesi de önemli.

Bir Empresyonist sanatçının ışığa nasıl baktığını görebilir. Sürrealizmin gerçek dünyayı nasıl yeniden kurduğunu anlayabilir. Soyut sanatın neden görüneni birebir aktarmak zorunda olmadığını keşfedebilir.

Ama bütün bunları ezberlemek için değil.

Kendi çalışmasında kullanabilmek için.

Çocuk sanatçıları tanıdıkça şunu fark etmeye başlar: Resim yapmanın tek bir yolu yoktur.

Bence sanat eğitiminin en heyecan verici taraflarından biri de budur.

Sanatla Kurulan İlişki Neden Çocuklukta Başlamalı?

Çocukluk yıllarında kurulan ilişkilerin çoğu hayatımızda uzun izler bırakıyor. Sanat da bunlardan biri olabilir.

Çocuğun sanatla ilk karşılaşması sürekli eleştiri, kıyaslama ve başarı baskısıyla olursa bu ilişki zorlaşabilir. Ama merak, oyun, öğrenme ve üretim üzerinden kurulursa çok daha doğal ilerleyebilir.

Ben çocukların resim yaparken önce “Bunu doğru yapıyor muyum?” diye düşünmesini istemiyorum.

Önce “Ben burada ne yapmak istiyorum?” diye düşünebilsin.

Teknik zamanla öğrenilir. El becerisi gelişir. Renk bilgisi artar. Ama çocuğun kendi fikrine güvenebilmesi daha hassas bir şeydir.

Bu yüzden sanat eğitiminde çocuğun sesini kaybetmemek gerekir.

Belki de Asıl Mesele Güzel Resim Yapmak Değildir

Yıllar sonra çocukların hepsi resim yapmaya devam etmeyecek. Bunu biliyorum. Biri mühendis olabilir, biri doktor, biri öğretmen. Biri belki gerçekten sanatçı olur. Bir başkası ise hayatı boyunca profesyonel anlamda resimle hiç ilgilenmez.

Ama belki bir gün sokakta yürürken bir binanın üzerindeki ışığı fark eder. Bir gün batımında gökyüzündeki renkleri biraz daha uzun izler. Bir müzede herkesin hızlı geçtiği bir resmin önünde durur. Kendi çocuğuna boya verirken “gökyüzünü yanlış yaptın” demez.

Belki çocuklukta aldığı sanat eğitiminin etkisi tam olarak burada kalır.

Tekniklerin hepsini unutabilir. Perspektif kurallarını hatırlamayabilir. Hangi rengin hangisiyle karıştığını bile unutabilir.

Ama görmeyi unutmayabilir.

Sanat eğitiminin en değerli sonucu bazen daha güzel resim yapmak değil, dünyaya daha dikkatli bakmayı öğrenmektir.

Ressam Meral Koraltan Vuran ve Çocuklarla Sanat Çalışmaları

Ben ressam Meral Koraltan Vuran. Resimle başlayan yolculuğumu Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nde aldığım eğitimle sürdürdüm. Yıllar içinde kişisel sergiler açtım, ulusal ve uluslararası karma sergilerde çalışmalarımı izleyiciyle buluşturdum ve bugün üretimlerimi İzmir’deki atölyemde sürdürüyorum.